Yükleniyor...

Gürcistan

Gürcistan

Gürcistan

Temel Göstergeler
Resmi Adı Gürcistan Cumhuriyeti
Yönetim Biçimi Yarı başkanlık tipi demokrasi
Bağımsızlık Tarihi 9 Nisan 1991 (SSCB’den)
Başkent Tiflis (1.1 Milyon)
Yüzölçümü 69.700 km2
Nüfusu 3.7 Milyon (2018)
Nüfusun Etnik Dağılımı %85 Gürcü, %6.5 Azeri, %5.5 Ermeni, %3 Diğer (Rus, Ukraynalı, Osetyalı vd.)
İklimi Yağışlı ve ılıman bir iklim görülmektedir.
Coğrafi Konumu Kendisini Avrupa’nın bir parçası olarak kabul eden Gürcistan’ın topraklarının, Kuzey Kafkasya’da, hem Güneybatı Asya ve bir yönüyle Ortadoğu, hem de Avrupa’da olduğu söylenebilir. Kuzeyden Rusya, güneyden Türkiye ve Ermenistan, doğudan Rusya ve Azerbaycan, batıdan Karadeniz ile çevrilidir.
Komşuları Rusya (894 km), Azerbaycan (428 km), Türkiye (273 km), Ermenistan (219 km), kıyı şeridi (310 km)
Dil Gürcüce, Azerice, Ermenice
Din %86.5 Hristiyan, %11 Müslüman, %2.5 Diğer inançlar
Ortalama Yaşam Süresi 76.6 Yıl (2018)
Okuma-Yazma Oranı %99.8 (2015)
Para Birimi Lari
Millî Gelir 16.324 Milyar Dolar (2018 IMF)
Kişi Başı Ortalama Milli Gelir 4.400 Dolar (2018 IMF)
İşsizlik Oranı %11.8 (2016)
Enflasyon Oranı %6 (2017)
Reel Büyüme Hızı %4.6 (2018)
Yoksulluk Oranı %35.8
İhracat Ürünleri Otomobil, demir-çelik ürünleri, ferro alaşımlar, fındık, gıda ürünleri, gübre, hurda metal, altın, bakır
İthalat Ürünleri İş makinaları, petrol yağ ve gazları, makine ve yedek parça, ilaç, gıda ürünleri, mineraller
Başlıca Ticaret Ortakları Rusya, Türkiye, Azerbaycan, Çin, Ukrayna, Almanya, Ermenistan, Bulgaristan, ABD

Ülke Tarihi  

Gürcistan topraklarında yapılan arkeolojik kazılarda, M.Ö. 6 binli yıllara tarihlenen kalıntılar bulunmuş olması, bu bölgede en az 8 bin yıldır yerleşim olduğunu göstermektedir. İlk Gürcü kabilelerinin M. Ö. 12. yüzyılda bu bölgeye geldikleri tahmin edilmektedir. İlk devlet yapılanmaları M.Ö. 5. yüzyılda ortaya çıkarken, İslam ordularının fethine kadar bölge yüzlerce yıl Roma ve İran imparatorlukları arasında bir mücadele alanı olmuştur.

Henüz Hz. Ömer devrinde Kafkasya bölgesinde başlayan fetihlerle Gürcistan coğrafyası İslamiyet’le tanışmış ve Emevîler döneminde tamamen Müslümanların hakimiyeti altına girmiştir. Hz. Osman ve Hz. Ali döneminde İrmîniye, Emevîler döneminde El-Cezîre valiliğine bağlanan Gürcistan’da bu süreçte çok sayıda insan Müslüman olmuştur. 7. yüzyılın sonlarından itibaren Gürcistan, Bizans ile İslam orduları arasında bir mücadele alanına dönerken, 8. yüzyılın sonlarında Abhazya Devleti bölgede etkili olmuştur. Abbasîler döneminde Tiflis’te ayrı bir emirlik kurulmuşsa da kısa ömürlü olmuş, 11. yüzyılın başlarında Gürcistan topraklarının bir kısmı Bizans hakimiyetine girmiş, yüzyılın ikinci yarısında özellikle Sultan Melikşah döneminde bölgeye pek çok akınlar gerçekleştirilerek Gürcistan büyük oranda Selçuklu kontrolü altına alınmıştır ve bölge vergiye bağlanmıştır. Bu gelişmeler yaşanırken yüzyılın sonlarında Gürcistan Krallığı doğmuş ve yarım yüzyıla yakın süren mücadelenin ardından 1121’de Selçuklular bölgeden çıkartılmıştır.

12. yüzyılda altın çağını yaşayan Gürcü Krallığı, askeriyeden mimariye, felsefeden sanata kadar pek çok alanda zengin bir tecrübe ortaya koymayı başarmıştır. 13. yüzyılda başlayan Moğol istilaları ile devlet zayıflamış ve özellikle Timur’un saldırıları ile tamamen parçalanmıştır. Buna karşın Moğol istilaları döneminde 1260 yılında kurulan İmereti Devleti varlığını Rus hakimiyetine kadar sürdürmüştür. 15. yüzyılın ortalarından itibaren Osmanlı Devleti ile Safevi Devleti arasında kalan Gürcistan, iki büyük devletin hakimiyet mücadelesine sahne olmuş ve bölge toprakları kısmî olarak pek çok kez el değiştirmiştir.

19. yüzyılın ilk yıllarında Çarlık Rusyasının hakimiyeti altına giren Gürcistan’da 1810 yılında İmereti Devleti’ne son verilmiştir. Buna karşın Poti ve Batum limanları ve Gürcistan’ın güneybatısı 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’na kadar Osmanlı toprağı olarak kalmıştır. 1828-29 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında imzalanan Edirne Antlaşması ile birlikte Rusya’nın Gürcistan’daki hakimiyeti Osmanlı Devleti tarafından da tanınmıştır (1829). Çarlık döneminde sürdürülen Ruslaştırma politikaları Gürcü halkı tarafından kabul görmemiş ve kimi muhalif unsurlar yüzyılın sonlarına doğru bağımsızlık mücadelelerine girişmiştir.

Birinci Dünya Savaşı sonrasında Çarlık rejiminin yıkılmasının ardından Gürcistan, 26 Mayıs 1918’de bağımsızlığını ilan etmiştir. Bugünkü sınırlarından daha geniş bir alanı kapsayan Gürcistan Demokratik Cumhuriyeti adlı bu devlet, yalnızca üç yıl yaşayabilmiş ve Şubat 1921’de Sovyet işgali ile SSCB’ye dahil edilmiştir. 1936 yılına kadar Ermenistan ve Azerbaycan ile birlikte Transkafkasya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne dahil olan Gürcistan, 1936 yılında Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin kurulması ile birlikte SSCB’nin 15 özerk bölgesinden biri haline gelmiş ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından 9 Nisan 1991’de bağımsızlığını ilan etmiştir.

Siyasî Yapı

Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte 9 Nisan 1991 tarihinde bağımsızlığını ilan eden Gürcistan demokrasi ile yönetilmektedir. Ülke dokuz idarî birimin yanı sıra başkent Tiflis ve iki özerk bölge olan Acara ve Abhazya’dan oluşmaktadır.

Anayasa değişikliği ile birlikte yetkileri sınırlandırılan cumhurbaşkanı, devlet yönetiminin başı olup, Ekim ve Kasım 2018’de iki tur olarak gerçekleştirilen seçimlerde son kez halk tarafından 5 yıllığına seçilmiştir. Seçimi ikinci turda aldığı %59.5’luk oy oranı ile kazanan Salome Zurabişvili, Aralık 2018’den bu yana devlet başkanlığı görevini sürdürmektedir. Zurabişvili’nin 2024 yılına kadar görev yapması ve bu tarihte yeni cumhurbaşkanının belirlenmesi öngörülmektedir.

Yürütme yetkisinin cumhurbaşkanından alınması ve parlamenter sisteme geçilmesiyle birlikte ülkede başbakanın yetkileri arttırılmıştır. Hükümete başkanlık eden başbakan, yürütme organının başıdır. Ülkede başbakanlık görevini, Giorgi Kvirikashvili’nin Haziran 2018’de istifa etmesinden bu yana, Kvirikashvili hükümetinde maliye bakanlığı görevinde bulunmuş olan Mamuka Bakhtadze sürdürmektedir. Henüz 36 yaşında başbakanlık makamına gelen Bakhtadze, halihazırda dünyanın en genç başbakanlarından biri konumundadır.

Ülkede yasama organı 150 sandalyeli tek kanatlı meclistir. Meclis üyeleri 4 yılda bir gerçekleştirilen seçimlerle belirlenmektedir. 2016 yılında yapılan son seçimlerde iktidar partisi Gürcü Rüyası %48’lik oy oranı ile birinci ayrılmış ve sandalyelerin 115’ini kazanmıştır.

Ekonomik Durum

Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte kendisini büyük bir ekonomik kriz ortamının içinde bulan Gürcistan, 2000’li yılların ikinci yarısından itibaren sürdürülen kararlı politikalarla ekonomik alanda önemli mesafeler kat etmiştir. Dışa açık ve girişimci politikalarla birlikte Gürcistan son yıllarda yabancı sermayenin en çok rağbet ettiği ülkelerden biri haline gelmiştir. Aralarında Türkiye’nin de yer aldığı 12 ülke ile serbest ticaret antlaşması bulunan Gürcistan, aynı zamanda AB ile “Derin ve Kapsamlı Serbest Ticaret Antlaşması”, ABD, Japonya, Norveç, Kanada ve İsviçre ile de gümrük antlaşmaları imzalamıştır. Son yıllarda hayata geçirilen Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı, Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Gaz Boru Hattı, Bakü Tiflis Kars (BTK) Demiryolu Hattı ve Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP) gibi projelerle birlikte, enerji ihtiyacının karşılanması, Rusya’ya olan bağımlılığın azaltılması, Asya ve Avrupa ülkeleri ile olan ticaret rotalarının güçlendirilmesi gibi konularda önemli adımlar atılmıştır.

Ülke ekonomisi büyük oranda hizmet sektörüne dayanmaktadır. Millî gelirin üçte ikisinin karşılandığı hizmet sektörü aynı zamanda istihdamın da üçte birini karşılamaktadır. Geleneksel ekonomik faaliyet olan tarımsa halen halkın en önemli geçim kaynağı olup istihdamın yarısından fazlası tarım alanında faaliyet göstermektedir. Yetiştirilen başlıca ürünler; çay, fındık, turunçgiller, üzüm ve sebzelerdir. Ayrıca hayvancılık faaliyetleri de yaygındır. Sovyetler Birliği döneminde daha güçlü olan sanayi sektörü ise son yıllarda ekonomideki yerini hizmet sektörüne bırakmaya başlamıştır. Başlıca sanayi kolları demir-çelik, madencilik, mobilya, makine ve kimyadır.

Gürcistan dış ticarette 10 milyar doları aşan bir hacme sahiptir. Enerjide dışa bağımlı yapısı sebebiyle açık veren Gürcistan’da 2017 yılı verilerine göre toplam dış ticaret hacmi 2.7 milyar doları ihracat, 7.9 milyar doları ithalat olmak üzere toplam 10.6 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Başlıca ihracat ürünleri; otomobil, demir-çelik ürünleri, ferro alaşımlar, fındık, gıda ürünleri, gübre, hurda metal, altın ve bakırdır. Başlıca ithalat ürünleri ise;  iş makinaları, petrol yağ ve gazları, makine ve yedek parça, ilaç, gıda ürünleri ve minerallerdir. Gürcistan’ın dış ticaretteki en önemli partneri Türkiye’dir. Türkiye toplamda 1.5 milyar dolar civarındaki dış ticaret hacmi ile Gürcistan’ın ihracatının %8’ini, ithalatının %17’sini karşılamaktadır. Diğer önemli partner ülkeler; Rusya, Azerbaycan, Çin, Ukrayna, Almanya, Ermenistan, Bulgaristan ve ABD’dir.

Son on yılda %4.8’lik bir ortalama büyüme yakalayan Gürcistan, önümüzdeki yıllarda bu büyümeyi sürdürerek kalkınmayı sürekli kılmayı, istihdam olanaklarını arttırarak yoksulluğu minimize etmeyi, ulaşım ve altyapı alanındaki eksiklerini gidermeyi enerji alanındaki projelerle dışa bağımlılığı azaltmayı, turizmi güçlendirmeyi, daha fazla dış yatırım alarak ekonomisini güçlendirmeyi hedeflemektedir. Son yıllarda ekonomi politikalarının titizlikle hayata geçirilmesi, bu alandaki hedefleri daha gerçekçi kılmaktadır. Bu bakımdan önümüzdeki süreçte Gürcistan ekonomisinin hızlı gelişimini sürdürmesi beklenmektedir.

Türkiye ile İlişkiler

Türkiye ile Gürcistan arasındaki ilişkiler stratejik düzeyde olup son derece olumlu ve güçlü seyretmektedir. Gürcistan’ın bağımsızlığının hemen ardından tesis edilen diplomatik ilişkiler 1992 yılında büyükelçiliklerin karşılıklı hizmete girmesi ile devam etmiştir. Ayrıca Gürcistan’ın İstanbul ve Trabzon’da, Türkiye’nin de Batum’da konsoloslukları bulunmaktadır. İki ülke arasındaki resmî temaslar devlet başkanlığı ve bakanlıklar düzeyinde gerçekleştirilen pek çok ziyaretle aralıksız sürmektedir.

Diplomatik ilişkiler 2016 yılında tesis edilen Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi ile birlikte daha sistematik hale gelmiş, konsey ilk toplantısını 2016 yılında Ankara’da, ikinci toplantısını ertesi yıl Tiflis’te gerçekleştirmiştir. Bu toplantılarda ulaştırma, istihdam, sosyal güvenlik, hukuk, yatırım gibi pek çok alanda kapsamlı antlaşmalar imzalanmıştır.

Türkiye ile Gürcistan arasındaki ticarî ilişkiler de son derece güçlüdür. Öyle ki Türkiye, halihazırda Gürcistan’ın en büyük ticarî ortağı konumundadır. 2008 yılında yürürlüğe giren serbest ticaret antlaşması, ticarî ilişkilere büyük ivme kazandırmış, o yıl ilk kez 1 milyar dolar seviyesini aşan toplam dış ticaret hacmi, 2014 yılında en yüksek seviyesi olan 1.67 milyar dolara ulaşmış ve son olarak 2018 yılında 1.31 milyar doları Türkiye’den Gürcistan’a ihracat, 234 milyon doları ithalat olmak üzere, toplamda 1.54 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Türkiye’den Gürcistan’a ihraç edilen başlıca ürünler; demir-çelikten inşaat malzemeleri, temizlik ürünleri, plastik hortum ve borular, izole edilmiş kablo ve teller, tekstil ürünleri, domates, mobilya, beyaz eşya, üzüm, çimento, alüminyum ve ilaçtır. Gürcistan’dan ithal edilen başlıca ürünlerse; et, balık yağı, ferro alyajlar, tekstil ürünleri, gemi, demir-çelik, elektrik enerjisi, işlenmemiş kurşun, azotlu mineral ve gübredir.

Gürcistan’da çok sayıda yüksek maliyetli yatırımı bulunan Türkiye, 1 milyar dolara yaklaşan doğrudan yatırımlarıyla bu alanda da ilk sıralarda yer almaktadır. Türk müteahhitlik firmaları bugüne kadar yaklaşık 4 milyar tutarında 200 kadar proje üstlenmiştir. Ülkedeki Türk sermayeli şirketlerin sayısı 500’ün üzerinde olup bunlardan 30 kadarı 1 milyon doların üzerinde sermayeye sahip büyük şirkettir. Bu şirketler ülkede 20 binin üzerinde insana istihdam sağlamaktadır. Ülkemizdeki Gürcistan sermayeli şirketlerin sayısı da 250 civarındadır.

 Öte yandan Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı, Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Gaz Boru Hattı, Bakü Tiflis Kars (BTK) Demiryolu Hattı ve Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP) gibi uluslararası boyuttaki projeler, bölgesel ve küresel enerji politikalarına etki edecek ölçüde stratejik değer taşımaktadır.

Son yıllarda kültür ve turizm alanlarında da önemli gelişmeler kaydedilmektedir. Ortak tarih, kültür ve coğrafyadan kaynaklanan yakınlıklar iki ülkeyi birbirine daha da yaklaştırmaktadır. 2011 yılından bu yana iki ülke vatandaşları kimlik ibraz ederek bir diğerine giriş yapabilmektedir. Bu da başta turizm ve ticaret olmak üzere pek çok sektöre olumlu yansımaktadır. Gürcistan vatandaşlarının ülkemize yıllık giriş adedi 2 milyonun üzerindedir.

Müslümanların Durumu

İslamiyet Gürcistan’a henüz ilk hicrî yüzyılda ulaşmış ve Hz. Ömer döneminde başlayan Kafkasya bölgesindeki fetihler, daha sonra Hz. Osman, Hz. Ali ve Emeviler döneminde devam etmiştir. Miladî 8. yüzyılın ortalarında bölgedeki Araplar tarafından kurulan Tiflis Emirliği yaklaşık dört asır varlığını sürdürmüştür. Müslümanlık ülkenin güney kesimlerinde yaygınlık kazanırken, 19. yüzyıldaki Rus işgali İslamiyet’in daha fazla yayılmasına engel olmuştur. Ayrıca işgal sebebiyle Müslüman Gürcüler, Osmanlı ve İran topraklarına göç etmek zorunda kalmıştır.

Karadeniz kıyısında yer alan Acarlar ise, bölgenin 15. yüzyılda Osmanlı Devleti tarafından fethedilmesinden sonra Müslümanlığı benimsemiştir. 1878 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan sonra halkın önemli bir bölümü Anadolu’ya göç etmiş, kalanlarsa özellikle Sovyetler Birliği döneminde inançları sebebiyle ağır baskı ve zulümlere maruz kalmıştır. Ancak buna karşın Acarlar dinî kimliklerini muhafaza etmeyi başarmıştır. Benzer şekilde Abhazlar da, 16. yüzyıldaki Osmanlı hakimiyeti ile birlikte Müslümanlığı benimsemiş, 19. yüzyılın ortalarından itibaren bölgedeki Rus istilası sebebiyle diğer Kafkas halkları gibi Anadolu topraklarına göç etmişlerdir. Bununla birlikte gerek Osmanlı Devleti’nde, gerek İran’da Safevi Devleti içerisinde Müslüman Gürcüler, siyasî, askerî, ilmî, kültürel sahalarda önemli görevler almışlardır.

Günümüzde halkın büyük çoğunluğunun Ortodoks Hristiyan olduğu Gürcistan’da, Müslümanlar ülke nüfusunun %10-11’lik bir kesimini oluşturmaktadır. Ülkedeki Müslümanların önemli bir bölümünü Azerîler, Abhazlar ve Acarlar teşkil etmektedir.