Yükleniyor...

Lüksemburg

Haziran 2020
Temel Göstergeler
Resmi Adı Lüksemburg Büyük Dükalığı
Yönetim Biçimi Anayasal monarşi
Bağımsızlık Tarihi 19 Nisan 1839 (Hollanda’dan)
Başkent Lüksemburg (115.000)
Yüzölçümü 2.586 km2
Nüfusu 600.000 (2019)
Nüfusun Etnik Dağılımı %50 Lüksemburglu, %16 Portekizli, %7 Fransız, %3 İtalyan, %3 Belçikalı, %2 Alman, %19 diğer
İklimi Okyanusal iklim hâkimdir. Yazlar sıcak, kışlar serindir. Yaz sonlarında yüksek yağış görülür.
Coğrafi Konumu Batı Avrupa’da Almanya, Fransa ve Belçika ile çevrilidir.
Komşuları Belçika (130 km), Almanya (128 km), Fransa (69 km)
Dil Lüksemburgca, Fransızca, Almanca (resmî diller)
Din %70 Hristiyan, %26 dinsiz, %3 Müslüman, %1 diğer
Ortalama Yaşam Süresi 82,4 yıl (2018)
Okuma-Yazma Oranı %99 (2018)
Para Birimi Avro
Millî Gelir 69,453 milyar dolar (2018 IMF)
Kişi Başı Ortalama Milli Gelir 114.234 dolar (2018 IMF)
İşsizlik Oranı %5,8 (2017)
Enflasyon Oranı %2,1 (2017)
Reel Büyüme Hızı %3 (2018)
Yoksulluk Oranı Bilinmiyor
İhracat Ürünleri Telefon cihazları, tıbbi cihazlar, demir-çelik ürünleri, otomobil, bilgisayar, kauçuk lastik.
İthalat Ürünleri Otomobil, telefon cihazları, tıbbi cihazlar, petrol yağları, hava taşıtları, bilgisayar, ilaç, hurda demir-çelik.
Başlıca Ticaret Ortakları Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İngiltere, İtalya, İsviçre, ABD, Çin.


Ülke Tarihi

Lüksemburg’un siyasi tarihi 963 yılında Kont Siegfried’in bu bölgedeki kale ve manastırı satın alarak burada bir yönetim kurmasıyla başlatılmaktadır. Lüksemburg 1354’te dükalığa dönüştürülmüş, 14 ve 15. yüzyıllarda Roma Germen İmparatorluğu’nun dört kralı Lüksemburg’dan olmuştur. Bölge daha sonra 19. yüzyıla kadar Bourbon, Habsburg ve Hohenzollern hanedanlarının ve Fransa’nın hâkimiyeti altında kalmıştır. Napolyon Savaşları sonrasında 1815’te Viyana Kongresi ile Hollanda hâkimiyetinde bir büyük dükalık hâline gelen Lüksemburg, Belçika’nın 1830’da Hollanda’dan bağımsızlığını kazanmasının ardından 1839’da tamamen bağımsız bir devlet hâline gelmiştir. Her iki dünya savaşında da tarafsızlığını ilan eden Lüksemburg, buna karşın 1914’te ve 1940’ta iki kez Almanya tarafından işgal edilmiş, her ikisinde de Almanya’nın savaşı kaybetmesi üzerine işgaller sona ermiştir. 1945’te Birleşmiş Milletler’in ve 1949’da NATO’nun kurucu üyelerinden olan Lüksemburg, 1951’da Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu ve 1957’de Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun kurucuları arasında yer almış, daha sonra teşkilatın Avrupa Birliği’ne (AB) dönüşmesiyle 1993’te AB üyesi olmuş ve 1999’da da avro bölgesine girmiştir.

Siyasi Yapı

Lüksemburg anayasal monarşi ile yönetilmektedir ve dünyada “Büyük Dükalık” statüsündeki tek ülke konumundadır. Devlet yönetiminin başında olan ve aynı zamanda başkomutan sıfatını taşıyan büyük dük, ülkenin uluslararası platformlarda temsilini üstlenmektedir. Büyük dükün hükümeti atama, yürütme yetkilerini hükümetle birlikte üstlenme, yasaları onaylama ve gerekli gördüğü durumlarda parlamentoyu feshetme gibi yetkileri vardır. 1964-2000 yılları arasında tahtta oturan Lüksemburg Büyük Dükü Jean, Ekim 2000’de tahtı oğlu Henri’ye devretmiştir.

Yasama organı 60 sandalyeli parlamentodur. Milletvekilleri beş yılda bir gerçekleştirilen seçimlerle belirlenmektedir. Yürütme organını büyük dük ve hükümet temsil etmektedir. Beş yılda bir gerçekleştirilen seçimler sonrasında büyük dük, en fazla oyu alan veya koalisyonu kurabilecek olan parti liderini görevlendirmekte, hükümeti kuran parti lideri başbakan olarak görev almaktadır. Ülkede son seçimler Ekim 2018’de yapılmıştır ve Hristiyan Sosyal Halk Partisi (CSV), %28 oy oranı ve 21 sandalye ile seçimden birinci parti olarak çıkmıştır. %16 oy oranı ve 12 sandalye ile seçimden ikinci parti olarak ayrılan Demokrat Parti (DP), seçimden sonra koalisyon hükümetini kurmuştur. 2013 Aralık ayından bu yana başbakanlık görevini sürdüren parti lideri Xavier Bettel, böylece ikinci görev dönemine başlamıştır. 2015 yılında başbakanlığı sürerken yaptığı eşcinsel evlilikle gündeme gelen Bettel, bir ilk olma özelliği taşıyan bu olayla dünyada eşcinsel evliliklerin yaygınlaşmasına devlet başkanlığı düzeyinde katkı sağlamıştır.

Ekonomik Durum

Lüksemburg, küçük bir ülke olmasına karşın sağlam ve güçlü bir ekonomiye ve oldukça yüksek refah düzeyine sahiptir. Enflasyon ve işsizlik oranlarının düşük seyrettiği ülkede, kişi başı ortalama gelir 100.000 doların üzerindedir ve bu özelliği ile Lihtenştayn ve Monako’nun ardından dünyada üçüncü sıradadır. Son 10 yılda yakaladığı yaklaşık %3’lük ortalama büyüme ile Lüksemburg istikrarlı bir görüntü çizmektedir.

Ülke ekonomisi 2000’li yılların başlarına kadar sanayi ağırlıklı bir yapıya sahipken, 21. yüzyılda ekonominin çeşitlendirilmesi yönünde atılan adımlarla hizmet sektörünün ekonomideki payı giderek yükselmiştir. Bugün hizmet sektörünün millî gelir ve istihdamdaki payı %80’ler civarındadır. Ülke ekonomisinde öne çıkan başlıca sahalar telekomünikasyon, bilgi teknolojileri, iletişim, bankacılık, finans, lojistik, kargo taşımacılığı, biyoteknoloji, biyomedikal, uzay teknolojileri, yenilenebilir enerji, turizm, alüminyum, kimya, mühendislik ve camdır. Finans ve bankacılık alanındaki konumu sebebiyle Lüksemburg da tıpkı İsviçre gibi bir vergi cenneti olarak kabul edilmekte, bu da şeffaflıkla ilgili eleştirileri beraberinde getirmektedir. Bu nedenle son yıllarda bu alanda yeni standartlar geliştirilmesi ile ilgili çalışmalar yürütülmektedir. Sanayi sektörünün millî gelirdeki payı %15’in altındadır ve istihdamın %20’sini karşılamaktadır. Tarımsal faaliyetler ise son derece sınırlı olup ülke ekonomisine kayda değer bir katkısı yoktur.

Dış ticaret hacmi son yıllarda 35-40 milyar dolar aralığında seyretmektedir. Son olarak 2018 yılında dış ticaret hacmi 16,2 milyar doları ihracat, 23,9 milyar doları ithalat olmak üzere toplamda 40,1 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Lüksemburg’un dış ticaretteki başlıca partnerleri Avrupa ülkeleridir. Toplam dış ticaret hacminin üçte ikisini, coğrafya olarak ortalarında yer aldığı Belçika, Almanya ve Fransa karşılamaktadır. Bu alanda öne çıkan diğer ülkelerse Hollanda, İngiltere, İtalya, İsviçre, ABD ve Çin’dir.

Türkiye ile İlişkiler

Türkiye ile Lüksemburg arasındaki ilişkiler olumlu düzeyde seyretmektedir. Türkiye’nin Lüksemburg Büyükelçiliği 1987’de, Lüksemburg’un Ankara Büyükelçiliği 2011 yılında faaliyete geçmiştir. İki ülke arasında en üst düzey ziyaretleri 2004 yılında başbakan sıfatıyla R. Tayyip Erdoğan, 2011 yılında dönemin Lüksemburg Başbakanı Jean Claude Juncker ve 2013 yılında Lüksemburg Büyük Dükü Henri gerçekleştirmiştir.

Türkiye ile Lüksemburg arasındaki ticari ilişkilere bakıldığında karşılıklı ticaret hacminin durağan bir seyir takip ettiği görülmektedir. Karşılıklı ticaret hacmi 2018 yılında 67 milyon doları Türkiye’den Lüksemburg’a ihracat, 152 milyon doları ithalat olmak üzere toplamda 219 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Türkiye’den Lüksemburg’a ihraç edilen başlıca ürünler; yolcu gemileri, kauçuktan dış lastikler, demir-çelik ürünleri, plastik eşya, tekstil ürünleri ve motorlu taşıtlardır. Lüksemburg’dan ithal edilen başlıca ürünlerse; demir-çelik ürünler, kauçuktan dış lastikler, metal plakalar, alüminyum, boya ve plastik eşyalardır. Lüksemburg’un Türkiye’ye doğrudan yatırımları 2000’li yılların başından bu yana 10 milyar dolara yaklaşmıştır ki, Lüksemburg Türkiye’ye doğrudan yatırım konusunda önemli pozisyondaki ülkelerden biridir. Türkiye’nin Lüksemburg’daki doğrudan yatırımları ise 1 milyar dolar civarındadır.

Müslümanların Durumu

Günümüzde Lüksemburg’da yaşayan Müslümanların sayısının 15.000 civarında olduğu tahmin edilmektedir ki, bu da nüfusun yaklaşık %2,5’luk bir bölümüne tekabül etmektedir. Nüfusun dörtte bir kadarını teşkil eden ateistler dışarıda tutularak söylenecek olursa Müslümanlar, Hristiyanların ardından ülkedeki en kalabalık ikinci dinî grubu teşkil etmektedir.

1970’lere kadar ülkede son derece sınırlı olan Müslüman nüfus, bu tarihten itibaren önce Yugoslavya’dan gelen göçmen işçiler, ardından Bosna-Hersek, Kosova ve Arnavutluk’tan gelen sığınmacılarla birlikte yükselmiştir. Hâlihazırda ülkede altı cami bulunmaktadır. Lüksemburg’daki Müslüman toplumunun yarısından fazlasını Arnavut ve Boşnak kökenli Balkan Müslümanları, geri kalan kısmını ise Arap, Afrikalı ve Avrupalı Müslümanlar oluşturmaktadır.
 

Diğerleri