Yükleniyor...

Myanmar

Temel Göstergeler
Resmi Adı Myanmar Birliği Cumhuriyeti
Yönetim Biçimi Cumhuriyet
Bağımsızlık Tarihi 4 Ocak 1948
Başkent Nepido (7 milyon)
Yüzölçümü 676.578 km2
Nüfusu 55.1 milyon (2018)
Nüfusun Etnik Dağılımı %68 Bamar, %9 Shan, %7 Karen, %4 Arakanlı, %3 Çinli, %2 Hindistanlı, %2 Mon, %5 diğerleri
İklimi Tropikal muson iklimi hakimdir. Yazlar bulutlu ve nemli, kışlar az yağışlı ve ılıktır. Güney kesimlerde yazlar bol yağışlı, orta ve özellikle kuzeydeki yüksek kesimlerde yazlar daha sıcak, kışlar daha soğuktur. Ülkenin %67’si ormanlarla kaplıdır.
Coğrafi Konumu Bir Güneydoğu Asya ülkesi olan Myanmar, Bangladeş ve Tayland arasında Andaman Denizi ve Bengal Körfezi sınırında yer alır.
Komşuları (2.416 km), Çin (2.129 km), Hindistan (1.468 km), Bangladeş (271 km), Laos (238 km), kıyı şeridi (1.930 km)
Dil Myanmarca ve bazı etnik diller
Din %88 Budist, %6 Hristiyan, %4 Müslüman, %2 Animist, Hindu ve diğerleri
Ortalama Yaşam Süresi 66.2 yıl
Okuma-Yazma Oranı %93.1
Para Birimi Kyat
Millî Gelir 66.5 milyar dolar (2017 IMF)
Kişi Başı Ortalama Milli Gelir 1.264 dolar (2017 IMF)
İşsizlik Oranı %4 (2017)
Enflasyon Oranı %5.1 (2017)
Reel Büyüme Hızı %6.7 (2017)
Yoksulluk Oranı %25.6 (2016)
İhracat Ürünleri Mineral yakıtlar, ağaç ve ağaç ürünleri, pirinç, kuru baklagiller, şeker pancarı, rafine edilmiş bakır ve alaşımları, hazır giyim, kıymetli taşlar
İthalat Ürünleri Petrol yağları, kumaş, şeker pancarı, motorlu taşıtlar, mensucat ürünleri, hayvansal ve bitkisel yağlar, telefon cihazları, inşaat malzemeleri, ilaç
Başlıca Ticaret Ortakları Çin, Singapur, Tayland, Suudî Arabistan, Malezya, Japonya, Hindistan, Endonezya

Ülke Tarihi

Bugünkü Myanmar topraklarının bulunduğu bölgenin bilinen tarihi 9. yüzyılda Burmalıların Pagan şehri ve civarında kurdukları devletle başlamaktadır. 13. yüzyılın ortalarına bölgedeki güçlü varlığını koruyan Pagan Krallığı, 1287 yılında Moğol-Çin İmparatoru Kubilay Han tarafından yıkılmış, bunun üzerine ülkenin kuzeyinde Ava, güneyinde Pegu krallıkları kurulmuştur. Ava Krallığı 16. yüzyıla kadar varlığını sürdürürken, Çin asıllı Şanların saldırıları sonucu 1531 yılında yıkılmış ve yerine Toungoo Hanedanı kurulmuştur. İki asrı aşkın bir süre varlığını sürdüren Toungoo Hanedanı’nın 1752 yılında yıkılması ile birlikte, tüm bölgeyi tek bir krallık altında toplayan Konbaung Hanedanı kurulmuşsa da, İngiltere’nin bölgedeki sömürgeci politikaları 19. yüzyılın başlarından itibaren iki devleti karşı karşıya getirmiş, 1824-26, 1852 ve 1886-89 yıllarında gerçekleştirilen savaşlar neticesinde İngiltere, bölgenin hakimiyetini ele geçirerek burayı İngiliz Hindistanı’na bağlamıştır.

İngiliz sömürge yönetiminin ülkeyi Hindistan’a bağlaması ve Hintli göçmenlerin yerleşmesine izin vererek demografik yapıyı değiştirmesi, 1920’li yıllardan itibaren milliyetçilik ve bağımsızlık söyleminin güçlenmesine, göçmenlere karşı duyulan nefretin artmasına yol açmıştır. 1919-1937 yılları arasında Birmanya adı ile Hindistan’ın bir eyaleti statüsünde bulunan Myanmar’da, 1923’te sınırlı yetkilere sahip bir meclis oluşturulmuş, 1929’da ülke kısmî özerkliğe kavuşmuş, 1937 yılında da İngiltere’den ayrılmıştır. İkinci Dünya Savaşı yıllarında Japonya tarafından işgal edilen Myanmar, savaş sonrasında tekrar İngiliz hakimiyetine girmiş ve nihayet 4 Ocak 1948 tarihinde Burma Birliği adıyla bağımsızlığını ilan etmiştir. 1974’te Birmanya Sosyalist Cumhuriyeti, 1988’de Birmanya Birliği adını alan ülke son olarak 1989 yılında yapılan değişiklikle Myanmar Birliği Cumhuriyeti adını almıştır.

1948’de ilan edilen bağımsızlığın ardından ülke ilk yıllarda iç çekişmelere sahne olmuş ve 1958-60 yılları arasındaki cunta rejimi dışında 1962 yılına kadar genel olarak demokratik biçimde yönetilmiştir. Ancak 1962 yılında Genelkurmay Başkanı Ne Win tarafından gerçekleştirilen darbe ile başlayan cunta rejimi 2011 yılına kadar farklı biçimlerde yaklaşık yarım asır devam etmiştir. Bu süre zarfında 1962-1981 yılları arasında devleti yöneten Ne Win ve 1992-2011 yılları arasında iktidarda olan Than Shwe öne çıkmaktadır. 2011 yılından itibaren eski General Thein Sein tarafından kurulan sivil hükümet tarafından yönetilmeye başlanan Myanmar’da, meclisini dörtte biri yine askerlerden oluşmuş, görece demokratik sayılabilecek ilk seçimlerin gerçekleşmesi ancak Kasım 2015’te mümkün olabilmiştir. Bununla birlikte, kendilerine vatandaşlık hakkı verilmeyen 1 milyondan fazla Arakanlı Müslüman seçimlerde oy kullanamamıştır. Öte yandan ülkenin farklı kesimlerinde devam eden silahlı etnik çatışmalar sebebiyle bu bölgelerde de seçim gerçekleştirilememiştir. Seçimler sonrasında oluşan tablo neticesinde devlet başkanlığına 15 Mart 2016 tarihinde HtinKyaw getirilmiş, Kyaw’ın Mart 2018’de istifası üzerine yapılan seçimleri kazanan Win Myint 30 Mart 2018’de Myanmar’ın yeni devlet başkanı olarak göreve gelmiştir.

Siyasî Yapı

Myanmar Devleti, bağımsızlığını kazandığı 1948 yılından bu yana, kısa süreli dönemler dışında büyük oranda askerî rejim tarafından yönetilmiştir. Son yıllarda, başta ABD ve İngiltere olmak üzere, küresel aktörlerin bölge üzerindeki yeni siyasî dizayn politikaları çerçevesinde, devlet yönetimindeki geçiş politikaları dikkat çekmektedir. 2015 yılında yapılan seçimler ve sonrasında oluşan yeni yönetimsel yapı bunun bir göstergesidir.

Ülkede bağımsızlığın kazanılmasından bu yana devam etmekte olan etnik çatışmalar, ülkenin siyasî açıdan kaotik bir zemine hapsolmasına sebep olmuş ve bu nedenle Myanmar dış dünyaya genel anlamda kapalı bir devlet olagelmiştir. Özellikle 19. yüzyılda yürütülen İngiliz sömürge politikaları, 20. yüzyıla rengini veren ve hala çözüme kavuşturulamamış sorunların temelini teşkil etmektedir. Merkezî yönetimle sorunlu yapıların büyük çoğunluğunun ortak noktaları Budizm iken, dinî farklılık sebebiyle bu süreçte en büyük mağduriyeti Arakanlı Müslümanlar yaşamaktadır.Öyle ki, yaşanan bu soykırım süreci sebebiyle Arakan bugün dünyadaki en önemli sorun bölgelerinden birine dönüşmüş durumdadır. Myanmar hükümeti Arakanlı Müslümanların bölgeye İngiltere tarafından sömürge döneminde getirildiklerini iddia ederek onlara vatandaşlık hakkı vermemekte, özellikle Budist çeteler eliyle bölge halkı zorunlu göçlere tabi tutulmaktadır. Ancak bölgeye İngiliz hakimiyeti döneminde Hindistan’dan gelen Müslüman topluluklar olsa da,Arakan’daki Müslümanların tarihsel olarak 12. yüzyıldan beri bu bölgede yerleşik oldukları bilinmektedir.

Son olarak 2012’de başlayan ve belli dönemlerde hızlanarak günümüze kadar devam eden, “etnik ve dinî temizlik” sürecinde yüzbinlerce Arakanlı evlerini ve yurtlarını terk etmeye zorlanmıştır. Diplomatik kaynaklar, 2017-2018 yılında yaşanan yoğun göç dalgası sebebiyle Arakan’dan yalnızca Bangladeş’e göç edenlerin sayısının 1 milyonu aştığını ifade etmektedir. Hindistan, Suudî Arabistan, Pakistan, Afganistan, Körfez ülkeleri ve diğer ülkelerle birlikte, diasporadaki Arakanlı sayısının 3 milyonu bulduğu tahmin edilmektedir. Bu da Arakan Müslümanlarının dünyadaki en kalabalık diaspora topluluklarından biri olduğu anlamına gelmektedir.

Ekonomik Durum

Uzun yıllar devam eden dikta rejimi, dünyaya kapalı siyasî yapılanması, ülke geleceğine yönelik belirsizlikler, kırılgan bankacılık yapısı, özel sektöre ve dış yatırımlara yönelik kısıtlamalar ve bu kapsamda zikredilebilecek daha pek çok olumsuzluk sebebiyle Myanmar oldukça sorunlu bir ekonomik yapıya sahiptir. Nüfusunun %25-30’luk bir bölümü yoksulluk sınırının altında olan Myanmar, yalnızca Güneydoğu Asya bölgesinin değil, bin dolar civarındaki kişi başı millî geliri ile dünyanın da en yoksul ülkelerinden biri konumundadır. Enflasyon oranlarındaki belirsizlik ve kur sistemindeki problemler de ekonomi açısından önemli sorun alanları olarak görülmektedir. Başta AB ülkeleri olmak üzere, ABD, Kanada ve belli başlı küresel aktörlerin Myanmar’a yönelik olarak uzun yıllar sürdürdüğü ekonomik ambargolar da ülke ekonomisine büyük zararlar vermiştir. Yine de ülkede son on yılda ortalama %6 civarında bir büyüme trendi yakalanmıştır.

Mevcut şartlardaki olumsuzlukların aksine Myanmar, doğal kaynaklar bakımından oldukça zengin bir ülkedir. Ülke topraklarının üçte ikisini kaplayan geniş ormanlarda son derece kıymetli ağaç varlıkları bulunmakta, öte yandan petrol, doğalgaz, gümüş, kurşun, çinko,bakır, tungsten, antimon, mermer, kireç taşı, değerli taşlar, su kaynakları (hidro-enerji) gibi zengin doğal kaynaklara sahiptir.

Ülkede başlıca geçim kaynağı olan ve istihdamın %70’ini tek başına karşılayantarım sektörünün millî gelirdeki payı %25 civarındadır. Sanayi sektörü istihdamdaki %7’lik payı ile millî gelirin %35’ini, hizmet sektörü ise %23’lük istihdam payı ile millî gelirin %40’ını karşılamaktadır. Başlıca tarım ürünleri pirinç, şeker kamışı, kuru baklagiller, fasulye, susam ve yer fıstığıdır. Ayrıca balıkçılık da önemli geçim kaynakları arasında yer almaktadır.

Myanmar’ın dış ticaret hacmi son yıllarda 30 milyar dolar seviyelerinde gerçekleşmekte olup, yıllık bütçe açığı 5 milyar dolar civarındadır. Başlıca ihracat kalemleri mineral yakıtlar, ağaç ve ağaç ürünleri, pirinç, şeker pancarı, kuru baklagiller, hazır giyim, bakır ve kıymetli taşlar; başlıca ithalat kalemleri ise petrol yağları, şeker kamışı, motorlu taşıtlar, hayvansal ve bitkisel yağlar, mensucat ürünleri, telefon cihazları ve ilaçtır. Dış ticarette baş aktör konumunda olan Çin, Myanmar’ın ihracatının %36’sı ve ithalatının %31’ini tek başına karşılamaktadır. Dış ticaretteki diğer önemli ortaklar ise Tayland, Singapur, Japonya, Hindistan, Endonezya, Suudî Arabistan ve Malezya’dır.

Türkiye ile İlişkiler

Türkiye ile Myanmar arasındaki ikili ilişkilerin önümüzdeki yıllarda geliştirilmesi hedeflenmekle birlikte henüz başlangıç aşamasında olduğu söylenebilir. Türkiye’nin 2012 yılında hizmete açtığı Nepido Büyükelçiliği’ne mukabil, Myanmar’ın henüz ülkemizde büyükelçiliği bulunmamaktadır ve Kahire Büyükelçiliği ülkemize akreditedir.

İki ülke arasındaki ilk üst düzey ziyaretleri 2012 ve 2013 yıllarında Başbakan sıfatı ile Ahmet Davutoğlu gerçekleştirmiştir.  Ayrıca 2016 yılında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Myanmar’a bir ziyaret gerçekleştirmiş ve Devlet Danışmanı/Dışişleri Bakanı Aung San Suu Kyi, Devlet Başkanı Htin Kyaw ve Genelkurmay Başkanı Min Aung Hlaing’le resmî temaslarda bulunmuştur.

Türkiye, Myanmar’ın Arakan bölgesinde yaşayan Rohingya Müslümanlarına yönelik uygulanan soykırım politikaları karşısında, bölgeyi yakından izlemekte, konunun dünya kamuoyunun gündemine taşınması noktasında öncülük etmektedir. Özellikle 2012, 2016 ve 2017’de tırmanışa geçen, Myanmar devlet yönetimi tarafından zemini hazırlanan ve Budist çete yapılanmaları eliyle gerçekleştirilen katliam ve soykırım olayları karşısında Türkiye net bir konum almıştır. Siyasî merciler Arakan sorununun çözümü için başta BM ve İİT olmak üzere uluslararası yapıları harekete geçirirken, bağımsız STK’ları aracılığıyla da acil insanî yardım faaliyetlerinin sürdürülmesinde de öncü rol oynamıştır. Türkiye’nin Arakan’da yaşanan insanî dramın son bulması, Müslüman halkın güvenliğinin sağlanarak temel insan hakları ihlallerinin önüne geçilmesi noktasındaki çabaları kesintisiz devam etmektedir. Türkiye’nin insanî yardım faaliyetleri Müslüman-Budist ayrımı yapmaksızın zor durumdaki herkesi kuşatacak şekilde sürdürülmektedir.

İki ülke arasındaki ticarî ilişkiler de, diğer alanlardakine paralel olarak henüz yeterli seviyede değildir. Buna karşın 2006 yılında 6 milyon dolar seviyesindeki yıllık ticaret hacminin sürekli artarak gelişmesi ve 2017 yılında 57 milyon dolar seviyesine ulaşması dikkate değerdir. 2017 yılındaki 57 milyon dolarlık ticaretin 31.7 milyon doları Türkiye’den Myanmar’a ihracat, 25.6 milyon doları ithalat şeklinde gerçekleşmiştir. Türkiye’nin Myanmar’a ihraç ettiği başlıca ürünler inşaat malzemeleri, traktör ve ayçiçek yağı; Myanmar’dan ithal ettiği başlıca ürünlerse hazır giyim ürünleri, kereste, işlenmemiş kurşun, marangozluk ürünleri, ağaç ve limondur.

Müslümanların Durumu

İslamiyet’in Myanmar topraklarındaki geçmişi oldukça eskidir. Arap ve Fars asıllı Müslüman tüccarların henüz 8. yüzyıldan itibaren bu bölgeye deniz yoluyla ulaştıkları ve dürüst ticaret uygulamalarıyla bölge üzerinde oldukça güzel intibalar bıraktıkları bilinmektedir. Müslümanların bölgede 12. yüzyıldan itibaren yerleşik hale geldikleri, özellikle Bengal coğrafyasında halkın büyük bir hızla Müslümanlaştığı bilinmektedir. O dönemden bugüne Arakan Müslümanları farklı devletlerin hakimiyetinde varlıklarını sürdürmüşlerdir.

Ülkedeki Müslümanların sayısına ilişkin net bir bilgi vermek mümkün değildir. Zira son yıllarda, ülkedeki Müslümanların büyük bir kısmının yaşadığı Arakan bölgesindeki Rohingalar, Myanmar hükümetinin soykırım politikaları sebebiyle çevre ülkelere göç etmek zorunda kalmaktadır. Buna karşın ülkede 1 ila 2 milyon Müslümanın yaşadığı tahmin edilmektedir. Ayrıca diasporada yaşayan 3 milyon Arakanlı Müslüman olduğu tahmin edilmektedir.

Günümüzde, başta başkent ve çevresi olmak üzere ülkenin farklı bölgelerinde yaşayan ve ülke sistemine eklemlenmiş Müslüman bir topluluğun varlığından bahsetmek mümkünse de, büyük çoğunluğu Arakan’da bulunan Müslümanlar, devlet yönetimi ve Budist çetelerin soykırım politikaları sebebiyle ağır bir insanî krizle karşı karşıyadır. Küresel aktörlerin bölge üzerindeki çıkar çatışmaları, Arakan Müslümanlarının Myanmar’daki varlıklarını tehlikeye atmaktadır. Yoğun göç dalgalarının bu şekilde devam etmesi halinde, önümüzdeki yıllarda Arakan bölgesinde bir Müslüman varlığından bahsetmek mümkün olmayacaktır.

Diğerleri