Yükleniyor...

Yeni Zelanda

2020
Temel Göstergeler
Resmi Adı Yeni Zelanda
Yönetim Biçimi Anayasal monarşiye bağlı parlamenter demokrasi
Bağımsızlık Tarihi 26 Eylül 1907 (İngiltere’den)
Başkent Wellington (400.000)
Yüzölçümü 268.838 km2
Nüfusu 4,9 milyon (2019)
Nüfusun Etnik Dağılımı %64 Avrupalı, %16 Maori, %5 Çinli, %5 Hint, %4 Samoalı, %6 diğer
İklimi Kuzey adasında ılıman iklim hâkimdir. Güney adasının batı kesimi oldukça nemli, dağlık alanın doğusunda kalan kesimlerse kuraktır.
Coğrafi Konumu Bir Okyanusya ülkesi olan Yeni Zelanda, Güney Pasifik Okyanusu’nda, Avustralya’nın güneydoğusunda yer alan takımadalardan meydana gelmektedir.
Komşuları Adalar topluluğu olan Yeni Zelanda’nın hiçbir ülke ile kara sınırı yoktur, kıyı şeridi 15.134 km’dir.
Dil İngilizce, Maori
Din %49 yerel inançlara mensup olanlar ve dinsizler, %38 Hristiyan, %2,5 Hindu, %2 Müslüman, %1 Sih, %6,5 inancını belirtmeyen, %1 diğer
Ortalama Yaşam Süresi 81,4 yıl (2018)
Okuma-Yazma Oranı %99 (2015)
Para Birimi Yeni Zelanda Doları
Millî Gelir 204,671 milyar dolar (2019 IMF tahmini)
Kişi Başı Ortalama Milli Gelir 41.267 dolar (2018 IMF)
İşsizlik Oranı %4,7 (2017)
Enflasyon Oranı %1,9 (2017)
Reel Büyüme Hızı %3 (2018)
Yoksulluk Oranı Bilinmiyor
İhracat Ürünleri Süt ve süt ürünleri, küçük ve büyükbaş hayvan eti, meyve, şarap, işlenmemiş alüminyum, gıda müstahzarları, ağaç, ham petrol
İthalat Ürünleri Otomobil, ham petrol, petrol yağları, motorlu taşıtlar, bilgisayar, telefon cihazları, turbojetler, ilaç
Başlıca Ticaret Ortakları Çin, ABD, Avustralya, Japonya, Güney Kore, İngiltere, Almanya, Tayland, Singapur


Ülke Tarihi

Yeni Zelanda toprakları, dünya üzerinde insan yerleşiminin en geç başladığı yerlerden biri kabul edilmektedir. Adaların ilk yerleşimcileri, 13. yüzyılda Fiji, Polinezya gibi Büyük Okyanus’un doğusundaki adalardan geldikleri tahmin edilen Maorilerdir.

Avrupalı sömürgecilerden Yeni Zelanda’ya ilk olarak 1642’de Abel Tasman liderliğindeki Hollandalılar gelmişse de 1769’da İngiliz denizci James Cook’a kadar bölgede bir sömürge faaliyeti gerçekleşmemiştir. 1807-1837 yılları arasında cereyan eden Musket Savaşları neticesinde yerli halk köleleştirilmiş ve toplamda 40.000’e yakın insan katledilmiştir. 6 Şubat 1840’ta İngiltere ile Maori yerlileri arasında Waitangi Anlaşması imzalanmış, 21 Mayıs’ta tüm Yeni Zelanda’da İngiltere egemenliği ilan edilmiştir. 1 Temmuz 1841 tarihinde de Yeni Zelanda müstakil bir koloni hâline getirilmiştir. Bunun üzerine Maorilerin İngiliz sömürge yönetimine karşı giriştiği çatışmalar, 1872 yılına kadar devam etmiş ve bu çatışmalarda binlerce yerli yaşamını yitirmiştir.

Ülkede ilk meclis 1854 yılında açılmıştır. İngiliz sömürge yönetimi ilk olarak Auckland’ı başkent olarak belirlemişse de sömürge dönemi ile birlikte Wellington şehri kurulmuş ve şehir 1865’te başkent yapılmıştır. Yeni Zelanda 1907 yılında İngiliz Milletler Topluluğu’na (Commonwealth) üye, özerk statüde bir devlet hâline getirilmiştir. 1947 yılına gelindiğinde ülkede, İngiltere’nin (Westminister) Yeni Zelanda’nın onayı dışında ülke adına yasama yapamayacağı ilan edilmiştir. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı’nda, Avustralya ile birlikte oluşturduğu ANZAC (Australian and New Zealand Army Corps) birliği ile İngiltere’nin yanında yer alan Yeni Zelanda, 20. yüzyılın ikinci yarısında hızlı bir gelişim sürecine girmiş ve yakaladığı siyasi ve ekonomik istikrarla özellikle 1980’lerden sonra pek çok sahadaki etkinliğini giderek arttırmıştır.

Siyasi Yapı

1907’de Birleşik Krallık’a bağlı müstakil bağımsız bir devlet hâline gelen Yeni Zelanda, anayasal monarşi ile yönetilmektedir ve hâlen İngiliz Milletler Topluluğu’nun bir üyesidir. Devlet başkanı İngiltere kral/kraliçesi olup 1952 yılından beri bu makamda Kraliçe II. Elizabeth bulunmaktadır. Kraliçe ülkede bir genel vali ile temsil edilmektedir ve Eylül 2016’dan bu yana görevi Pats Reddy üstlenmektedir. Yürütme organı ise başbakanın başkanlık ettiği kabinedir.

Yasama organı 120 sandalyeli temsilciler meclisidir. Üye sayısı yerli halk Maorilere ayrılan kontenjana göre değişiklik gösterebilmektedir. Üyeler üç yılda bir gerçekleştirilen seçimlerle belirlenmektedir. Son seçimler Eylül 2017’de yapılmış ve Ulusal Parti %44 oy ve 56 milletvekili ile seçimlerden birinci parti olarak ayrılmıştır. Ancak koalisyon hükümeti, seçimi %36 oy ve 46 milletvekili ile ikinci sırada bitiren İşçi Partisi ile %7 oy ve 9 milletvekilliği ile üçüncü sırada yer alan Önce Yeni Zelanda Partisi arasında kurulmuştur. Başbakanlık koltuğunda Ekim 2017’den bu yana İşçi Partisi lideri Jacinda Ardern oturmaktadır. Ülkede bir sonraki seçimlerin Kasım 2020’de yapılması planlanmaktadır.

Dış politika ve askerî hususlarda İngiltere ve ABD ile yakın ilişki içinde olan Yeni Zelanda, Avustralya ile birlikte oluşturduğu ANZAC ile Birinci Dünya Savaşı’ndan itibaren pek çok savaş, işgal ve askerî operasyona katılmıştır. Bunlar içerisinde İkinci Dünya Savaşı, Vietnam Savaşı, Kore Savaşı, Afganistan işgali, Somali ve Bosna Savaşı sayılabilir.

Ekonomik Durum

Gelişen ve büyüyen bir ekonomiye sahip olan Yeni Zelanda, düşük seyreden enflasyon ve işsizlik oranları, 40.000 doları aşan kişi başı ortalama yıllık geliri, istikrarlı büyüme trendi ile müreffeh bir ülkedir.

Ülke ekonomisi büyük oranda hizmet sektörü, tarım ve hayvancılığa bağlıdır. İstihdamın ve millî gelirin dörtte üçünü karşılayan hizmet sektöründe öne çıkan sahalar turizm, finans, emlak, inşaat, sigorta ve işletmeciliktir. Ülke küresel rekabette dünyada ilk 15, iş yapma kolaylığında ilk üç ülke arasında yer almaktadır. Bu açıdan yerli ve yabancı yatırımcılar açısından son derece cazip bir iş sahasına sahiptir.

Yeni Zelanda, süt ve süt ürünleri alanında dünyada ilk sırada yer almaktadır. Dünyanın üçüncü büyük süt tedarikçisi olan Yeni Zelanda, aynı zamanda 35 milyon civarındaki koyun varlığıyla nüfusuna kıyasla en fazla küçükbaş hayvana sahip olan ülkedir. 150’ye yakın ülkeye süt ve süt ürünleri ihraç eden Yeni Zelanda, bu alandaki ihtiyacın dörtte birini tek başına karşılamaktadır. 300.000 hektarı bulan çiftlik varlığında hayvancılığın yanı sıra tarımsal faaliyetler de oldukça gelişmiştir. Başlıca ürünler sebze-meyve, buğday ve arpadır. Özellikle dünya kivi üretiminin dörtte biri Yeni Zelanda’ya aittir. Bu alanlara bağlı olarak şarap üretimi, küçük ve büyükbaş hayvan eti, ormancılık gibi alanlar da ülke ekonomisinin önemli kolları arasında yer almaktadır.

Ülke ekonomisindeki payı %20’ler civarında olan sanayi sektöründe en önemli alan kuşkusuz gıda işlemedir. Buna ek olarak maden, ağaç, kâğıt, hafif mühendislik ve imalat öne çıkan sahalardır. Doğal kaynaklar bakımından zengin olan Yeni Zelanda’nın sahip olduğu başlıca madenler altın, linyit, kömür, gümüş, sülfür, demir ve titanyumdur. Ayrıca hidroelektrik santraller de enerji ihtiyacı açısından büyük önem taşımakta, ülkenin elektrik ihtiyacının yarıdan fazlası hidroelektrik santrallerden sağlanmaktadır.

Dış ticarette ülke 2010’lu yıllarda dengeli bir seyir izlemiş, toplam hacim 70 ila 80 milyar aralığında seyretmiştir. 2018 yılında dış ticaret hacmi 39,7 milyar doları ihracat, 43,7 milyar doları ithalat olmak üzere toplamda 83,4 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Yeni Zelanda’nın dış ticaretteki en önemli partneri, ithalat ve ihracatta %20’ler civarındaki payı ile Çin, %15’ler civarındaki payı ile Avustralya ve %10’luk payı ile ABD’dir. Böylece bu üç ülke Yeni Zelanda’nın toplam dış ticaret hacminin yaklaşık yarısını karşılamaktadır. Bu alanda öne çıkan diğer önemli ortaklar Japonya, Güney Kore, İngiltere, Almanya, Tayland ve Singapur’dur.

Türkiye ile İlişkiler

Türkiye ile Yeni Zelanda arasındaki ilişkiler barış ve dostluk temelinde olumlu düzeyde seyretmektedir. İki ülkenin de ilişkileri çok yönlü olarak güçlendirme yönündeki iradeleriyle 2015 yılında Türkiye-Yeni Zelanda Ortak Bildirisi yayımlanmıştır. Türkiye’nin Wellington Büyükelçiliği 1992 yılında faaliyete geçmiş olup, en uzak dış temsilciliğimiz pozisyonundadır. Yeni Zelanda’nın da Ankara Büyükelçiliği dışında İstanbul’da bir fahri konsolosluğu bulunmaktadır. Yeni Zelanda’nın ülkemize yönelik üst düzey ziyaretleri son yıllarda Çanakkale Savaşı’nın yıl dönümlerinde düzenlenen anma törenlerine katılım şeklinde gerçekleşmektedir. Yeni Zelanda, 2015 ve 2018 yıllarında törenlere genel vali düzeyinde katılım göstermiş, 2015 yılındaki ziyarette aynı zamanda Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’la da bir görüşme gerçekleştirilmiştir.

Çanakkale Savaşları iki ülke tarihinde ilişkilerin seyrini belirleyen en öneli süreç olmuştur. Birinci Dünya Savaşı’nda İngiltere orduları içerisinde yer alan Yeni Zelandalılar Çanakkale Cephesi’nde Osmanlı Devleti’ne karşı savaşmış, ancak bu acı tecrübe ilerleyen süreçte iki ülke ilişkilerinin olumlu yönde seyretmesine vesile olmuştur. Yeni Zelanda’nın ulusal günü kabul edilen 25 Nisan Anzak Günü’nde, her yıl binlerce Yeni Zelandalı ve Avustralyalı ülkemize gelerek anma törenlerine katılmaktadır.

İki ülke arasındaki ticari ilişkiler, 2000’li yıllardan itibaren ivme kazanmış, özellikle ihracatımız düzenli bir artışla süregelmiş, toplam ticaret hacmimizse 2010’lu yılların ikinci yarısında stabil bir konuma geçmiştir. Son olarak 2018 yılında karşılıklı ticaret hacmi 110 milyon doları ihracat, 26 milyon doları ithalat olmak üzere toplamda 136 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Türkiye’den Yeni Zelanda’ya ihraç edilen başlıca ürünler; otomobil ve motorlu taşıtlar, plastik eşya, beyaz eşya, üzüm, sentetik iplik, elektronik cihazlar ve meyve çeşitleridir. Yeni Zelanda’dan ithal edilen başlıca ürünlerse; sakatat, yün ve yapağı, süt ürünleri, tıbbi cihazlar, gıda müstahzarları, yat ve tekneler, hayvan derisi ve havalandırma araçlarıdır.

Müslümanların Durumu

Yeni Zelanda topraklarında İslamiyet’e ilişkin ilk kayıtlar 1874 yılında gerçekleştirilen sayımlara aittir. Ülkedeki ilk Müslümanların altın üretimi için Çin’den gelen Müslümanlar olduğu tahmin edilmektedir. 19. yüzyılın sonlarından itibaren Hint coğrafyasından, özellikle Gücerat’tan gelen Hintli Müslümanlarsa ülkedeki Müslüman toplumunun temelini oluşturmuştur. Bu ilk Müslümanlar Auckland bölgesine yerleşmiştir. 1920’li yıllarda Güney Asya’dan gelen göçmenlere yönelik sıkı tedbirler alınması ile 1950’lere gelindiğinde ülkedeki Müslümanların sayısı birkaç yüze kadar düşmüştür. 20. yüzyılın ikinci yarısında göçmen yasalarının değişmesinin ardından, ülkedeki Müslümanların sayısı dış göçlerle yeniden artmaya başlamıştır. Önce Güney Asya coğrafyasından, 1990’lı yıllardan itibaren de Bosna-Hersek, Somali, Kosova, Afganistan, Irak gibi savaş, işgal ve kaos bölgelerinden gelenlerle birlikte ülkedeki Müslümanların sayısı hızla artmıştır. Günümüzde Yeni Zelanda’daki Müslümanların sayısı 60.000’in üzerindedir ki, bu da genel nüfusun yaklaşık %1,5’ine tekabül etmektedir. Ülkedeki 40’tan fazla etnik grubun oluşturduğu İslam toplumunun yaklaşık dörtte biri Yeni Zelanda doğumludur. Bunlar arasında sonradan ihtida eden yerliler de bulunmaktadır. Ülkedeki Müslümanların büyük çoğunluğu Sünni’dir.

Yeni Zelanda’da Müslümanların kurduğu ilk teşkilat, 1950 yılında faaliyete başlayan Yeni Zelanda Müslüman Birliği’dir (NZMA). 1970 yılında, o tarihe kadar Müslümanların kurduğu yedi farklı dernek bir araya gelerek Yeni Zelanda İslam Kuruluşları Federasyonu’nu (FIANZ) kurmuş, 1989 yılında ise Yeni Zelanda Müslüman Birliği’nden ayrılan bir grup Güney Auckland Müslüman Birliği’ni (SAMA) tesis etmiştir. Bu kuruluşlar dışında ülkede Müslümanlar tarafından oluşturulan pek çok sivil toplum kuruluşu bulunmaktadır.

Genel itibarıyla farklı inanç ve düşüncelere yönelik ılımlı tavrıyla bilinen ülkede, 11 Eylül olayları sonrasında Müslümanlara yönelik ırkçı ve ayrımcı tavırlarda, illegal ve aşırı grupların saldırılarında artış gözlenmiştir. 2006 yılında yaşanan “Karikatür Krizi”nde, Hz. Muhammed’e yönelik hakaret ifade eden karikatürlerin Yeni Zelanda’da yayımlanarak sahiplenilmesi, ülkedeki Müslüman toplumun tepkisine rağmen sorumluların özür dilemeyeceğini açıklamaları, bu noktada önemli bir gösterge olmuştur. Son olarak 15 Mart 2019 tarihinde Yeni Zelanda’nın Christchurch şehrindeki Nur Camii ve Linwood İslam Merkezi’ne gerçekleştirilen ve 51 kişinin hayatını kaybettiği, 49 kişinin yaralandığı saldırılar, ülkede 21. yüzyıldaki ilk toplu katliam olarak tarihe geçmiştir. Ayrıca saldırının sosyal medya platformlarında canlı olarak yayımlanması ve görüntülerin uzun süre yayından kaldırılmaması da ihmalle açıklanamayacak bir skandal olarak kayıtlara geçmiştir. Öte yandan katliam sonrası süreçte dünya kamuoyunun katliam mağduru Yeni Zelanda Müslümanlarından ve İslam coğrafyasından çok, ülkedeki siyaset, sivil toplum ve medya organlarının ne kadar güzel özür dilediği ile ilgilenmesi de bir başka manipülasyona işaret etmektedir. Dünya kamuoyu süreci bu yönüyle lanse etse de bu saldırı, ülke Müslümanlarının can ve mal güvenliklerinin tehlikede olduğunu ortaya koymaktadır.
 

Diğerleri